Kahraman abi
                                    Velhasıl-ı kelam

El yazınız sizin karakterinizi belirler

Her insanın zevkleri ve renkleri farklı olduğu gibi el yazısıda farklı ve karakteristik özellik taşır. Bizim Millet vekillerin Atatürk ün mazolesini ziyeret ettiklerinde anıt defterine not düşerken yazılarının ne kadar kötü olduğunu görürüz. Hatta bizde öyleleri vardırki kendi yazdıklarını okuyamazlar. Burada o insanın karakterini ölçmeden daha yazı yazma problemi başlıyor. Peki neden? Daha ilkokuldan beri basık harfler ve kurşun kalem kullandıkları içindir. Eğitimde güzel yazıya not verilmediği ve desteklenmediği için bu problemler ortaya çıkıyor. Şimdi bu insan Mont Blanc kalemi kullansada hiç fark etmez. 

Güzel akıcı, yani birleşik el yazısı yazmak bir dahilik değildir zira bu, Dünya da normal bir olaydır ve o şahısın karakter ve eğitim seviyesini gösterir. Düşününki doğru dürüst yazı yazamayan bir üst tabaka insan başka ülkelere gittiğinde ne kadar ciddiye alınabilirki. Deha sahibi biride olsa bir sıfır geriden başlar.

 

Velhasıl-lı kelam, kalemde cep telefonu kadar önemlidir

Kahramanca 04/07/2020


Cahillik ve görgüsüzlük nedir?

Cahillik sadece okuma-yazması olmayan demek değildir zira o kendisini zaten takdim eder. Bilmediği konu hakkında kulaktan duyma laflarla konuşur ve hiç bir zaman ''acaba'' demez! Araştırmadığı gibi doğruyuda kabul etmez, bildiğini okur. Bunların hepsi bir yere geldiğinde ''Kara cahil'' toplumu ortaya çıkar. Cahil, cahil olduğunu bilmez ve ömrünü öylece boşu boşuna harcar. Ay tutulmasında, ay kurtulsun diye Ay'ada tüfek atar...buyur! Bu insanların isteklerini yerine getirdiğinizde oylarınıda malınıda alırsınız... sonra nerde devlet diye bağırır durur.

Cahillik, akabinde görgüsüzğüde yanında getirir ve başka milletlerin matrağı olur. Gelişmiş ülkeler, örneğin tehlikeli olan maddeleri kendi topraklarında yasaklar ama gelişmemiş ülkelerden satın alırlar. Adam gelir senin köprünü satın alır, bir dakikalık film için köprüyü patlatır gider. Cahil bir süreliğine zengin olur, kış geldiğinde köprünün lazım olduğunu anlar ama yenisini yapmayada karşı gelir.

İnce ve hassas bir konu daha... bir gömlek satın almak isterseniz ve her gömleğin birde cebi vardır... sigara, nüfus cüzdanı, vb koyarsınız yani olmazsa olmaz! Şimdi, en pahalı ve kaliteli gömleklerde cep yoktur! Üst tabaka insanların gömlerinde cep yoktur, bitti! Burada sınıfınız belli oluyor, millet vekilide olsanız, iş adamıda olsanız o şahısın karşısında görgüsüz oluyorsunuz. Şalvar giyerseniz problem yok, çünkü o giydiğiniz şalvarın tarihini o önceden öğrenmiştir. Siz onun konumuna girdiğinizde onun koyduğu kurallara uymanız gerekir.

velhasıl-ı kelam, okumakta cahilliği gidermez, oku, ama araştır yeniliğe açık ol ve ihtimalleri en aza indir.

kahramanca 20200622



Bir insanın değerini bilmek için ölmesimi gerek?

Mimar Sinan 99 yaşında iken, İstanbul a su getirdiği için padişah tarafında evine taktırılan musluğu haksızlık olduğu gerekçesiyle iptal edenlere kırılıp ölüm döşeğinde pamukla verilen suyu bile red eden koca Sinan ı öğmekle bitiremiyoruz.  Demekki biz 500 yıl evvelde farklı değilmişik. 

Mehmet Akif Ersoy! yıllarca sürgünde yaşamış

Wolfgang Mozart Amadeus, evinin kirasını ödeyememiş

Paplo Picasso, fakirlikten köprü altında yaşamış

Albert Einstein ciddiye bile alınmamış

Neden insanların değeri ölünce anlaşılır? Yaşarken kıymetini neden anlıyamıyoruz

velhasıl-ı kelam insanları anlaması zor

kahramanca 06/2020



Corona çıkalı insanlık değişti

İnsanlık artık genel bir kültür ile tanıştı, dostluk arkadaşlık akrabalık samimiyet sevgi saygı elden gitti yerine menfaat, egoistlik, fırsatçılık qödlük yerini aldı. Benim şimdi bu son kelimeyi kullanmam bile beni değiştirdi!

Ramazanda kimse kimseyi iftara davet etmedi, Bayram ziyaretleri bile Corona bahanesine girdi.

Kolonya (alkolü) bile yüzümüze gözümüze sürer olduk! Kendilerini ön plana çıkarmak için yediği yemeğin bile resmini çekip sosyal medyada paylaşıyorduk... bitti!  

Festi Ramazan mış! menfaat

Senede iki kere Kermes yapan camiler... maddiyat!

Milyonların döndüğü Futbol....bitti

Köyde doğmamış mubarek! şimdide git Dubai ye Tailand da

Arabanın Markasını bilmeden sadece pahalı olduğu için satın alanlar... hava bitti.

Düğünler artık çığrından çıkmıştı...

Artık istesende istemesende vites küçültme zamanı

Velhasıl-ı kelam, bu günleri unutma

kahramanca 05/2020



Bilmeden Küfür ettiğiniz anlar

İnsanların sanal medyada Dünya ya açılması ile beraber çeşit çeşit küfürler belirlemeye başladı. Bazı insanların kesinlikle küfür etmemesine ramen ''shit'' ''Bullshit'' ''Scheisse'' ''Mist'' ''Bled'' demesi normal geliyor ama hepside ''PİSLİK = BQK manasına gelir. Ne kadarda yabancı dilde de olsa küfür küfür dür!

''Fuck'' ''Motherfucker'' ''Kohonnes'' bunları tercüme etmek bile istemiyorum.

Bu kelimelerin karşı tarafın anlamaması küfürün geçerli olmadığı manasına gelmez.

Velhasıl, hangi dilde olursa olsun küfür günahtır


kahramanca 02/2020



Çocuklara isim vermek neden önemli?

Çocuklara isim vermek o kadar önemliki ilerki hayatında onun karakterini ve maneviyatını çok yönlü etkileyecektir. En basiti ALİCAN, yaşlandığında Alican dede hiç yakışı kalmaz. Burada tipik türk isimlerinden örnek verirsek: Ali ler yuvarlak yüzlü olurlar, Ayhan lar duygusal ve farkli olurlar, Şenol lar Dünya batsa umrunda olmaz, ama siz kendiniz araştırırsanız adaşların karakterlerinin %90 aynı olduğunu tesbit edeceksiniz. Bazı negatif manalı ve saf istikametine giden isim sahibi alan şahısların hayatıda aynı olur, sebebi ise arkadaş ve çevresinin onu ciddiye almamasıdır. Hatta okulda bile öğretmenler o öğrencileri bilinç altında destek olmazlar. Bu insanlara genelde lakab takılır ve bu onları bir dikiş geriye atar. Dikkat ederseniz üç isimli insanlar akıllı olurlar örneğin yazar, şair, profösör, mucit vb gibi.  Tabiki bu isimleri genel kültürü yüxek olan ailelerin vermesi etkili olur. Almanlar için örnek verirsek: Siz hiç akıllı başlı Manfred, Oliver, Heiner, Kevin gördünüzmü? Bu insanlar doğuşlarından itibaren alt tabaka insan olmaya muhtaçtırlar.

Biz Türkler genelde dinimize bağlı olduğumuzu göstermek için Kur-an ı Kerimden alıntılar yaparak çocuklarımıza isim koyarız. Mesela: Sanem, Sanem arapça PUT demektir. Gülsüm: Gariban zavallı manasına gelir. Bade: içki demektir vs. 

Bir zamanlar Emrah, Ferdi meşhurdu... bir ara İsimlerin ardına CAN takıldı... bu bir modadır! Hatırlarsanız 1992 de ''Kevin evde yalnız'' filmi çıkmıştı, yaramaz ve afacan olan bu film karakterinin adını herkes kullanmaya başladı ve olan oldu! Tabiki bu filmden etkilenenler oldu ve alt tabaka insanlar bu ismi kullandı. Bilim adamların konusu olan bu olaya KEVİNİZM deniyor. Şimdi o çocuklar 27 yaşlarında ve çok azı tabiri caizse bir baltaya sap oldu :)

Velhasıl- kelam siz siz olun fantazi ve artist isimlerinden vaz geçin ve asil Türk isimlerini seçin.

kahramanca 01/2020



Medeniyet elden gidiyormu?

Son zamanlarda sıkça rastladığım ulu orta ''esnemek'', aklıma medeniyet elden gidiyormu? diye geldi. Orta yaşlarda ve kültürlü diyebileceğimiz insanların ulu orta esnemesi beni hayrete düşürüyor yoxa biz fazla entelektüelmi oluyoruz ama onlardada ağzını gere gere esnemek ayıp... 

Hristiyanlarda eskiden esnerken ağzını kapatmazsan şeytanın insanın içine gireceğine inanırmışlar, halen onlarda ağızlarını kapatırlar ve zira bu durum bizdede farklı değildir. Uzakdoğuda ulu orta esnemek, hasırmak, genirmek ve yemekte şapırdamak normal ama bize ne oluyor? 

kahramanca 12/2019


Havaların nasıl olması insanları neden bu kadar ilgilendirir?

Avrupa inasının bir muhabbete girmesi için genellikle ilkönce ''hava'' dan girerler ve devamlı şikayetçi olurlar. Neymiş; çok soğuk, çok sıcak, çok nemli, çok yağmur falan filan... yani vatandaşın başka derdi yok! Tarlada arpası olsa evde suyu olmasa neyse ama hiç biri yok. Demekki vatandaşın maddi-manevi hali çok iyiki kendine başka dert bulamamış.

Biz Türkler, Türkiye ye telefon ettiğimizde merakımızdan dolayı havaların nasıl olduğunu sorardık... kurakmı var, hasat nasıl diye sonra akrabalrın hatırını sorardık ama şimdi bizde havalardan şikayatçi olmaya başladık... Hatta iki haftalık hava raporlarını internetten öğreniyoruz. Alışveriş, gezip-tozma, tatil, mangal yapma gibi işlerimizi ona göre ayarlıyoruz. Bundan ne anlıyoruz?

Velhasıl, demekki artık herkesin hali tıkır.

kahramanca 10/2019



Belediye tabutunda reklamın ne işi var?

Allah cc gecinden versin, böyle acılı bir günde belediyelerin hizmet amaçlı sunduğu tabutların üstünde ''Bilmem ne belediyesi'' yazması sizce normal bir durummu?

Bir kere hizmetin reklamı olmaz, hele cenaze üzerinden hiç olmaz! Bu yazıyı bir yabancı görmüş olsa ne düşünmez? İçinizden bazılarınız, yabancıdan bana ne diyebilir ama öyle değil işte... çok cahilce bir sey! 

Velhasıl, birisi buna dur demesi gerek! oda aczhane benim, anladınmı.


kahramanca 09/2019



Sigara içilmez tabelalarındaki ayrıcalık

Gördüğünüz gibi ingilizcede ve almancada ''Lüfen sigara içmeyiniz'' yazıyor yani ricada bulunuyor. Bizde ''Sigara içilmez'' yazıyor... yenecek hali yokya! Biz yobazmıyızda ''içme'' diyor! Nezaketen ''Lütfen sigara içmeyiniz'' dese daha iyi olmazmı? Bu tabelayı yabancı bir turist görse ne demez? Üstelik cezasıda yazılı, hatta her işyerinde bulundurmak bile kanun ile mecburiyetlendirilmiş. Demekki bizim insanımız laftan anlamıyor... bu manaya geliyor. Bazılarınıza bu durum normal gelebilir ama bir gün gelir güleriz.

Velhasıl, konu tartışmaya değmez ama mesele ince

kahramanca 09/2019





Türkiye de bisiklet yolları

Türye de belediyeler bisiklet yolları yapıp maviye boyamışlar. Birincisi bisiklet yolu yapma gereği oluşması için ilk önce bisiklet lazımdır. Biz türkler bir kere bisiklete binme adeti yokki.... bisiklete binen tabiri caizse ''Zürt'' yerine geçer! Hele bir kadın binerse hali yaman! Hadi, diyelim bu her yerde aynı değil. Bisiklet kültürü oluşması için bisiklet için gerekli kanun ve yasalar olması gerekir. Lambaları, frenleri, kedigözü, ebatları, tabelalar, cezalar vb hepsi bir kanun ile vatandaşa tanıtılması lazım. Bu Avrupa da ilkokul 2 de okullarda polis denetimi altında yapılmaktadır.

Yeni çıkan kanunlara göre arka lamba bisiklet durduğu takdirde enaz 5 saniye yanık durması gerek (Dinamolu olsada) hatta kasket mecburiyetide yürülükte!

Bisiklet çeşitlerine girmek bile istemiyorum.... Varmı bayan bisikleti! Hani kadın hakları vardı?

Şimdi gelelim bisiklet yollarına... Taşın boya tutmayacağını bilmiyormusunuz? üstelik bunu üstünden insanlar bisikletler geçecek! 

Velhasıl, bizde yapılanların hepsi iki yıllıktır

Kahramanca 08/2019


Randevu ve biz türkler

Müslümanlar verdiği sözü tutmakla sorumludur! Gerçek o ki hristiyanlar bu konuda daha hassasdır ve verdiği söze veya randevuya 5 dakika önce gider, hatta 1 dakika geç kalsa bile defalarca özür diler. Sıralandıracak olursak:

Almanlar    dakiktirler

Tütkler        1 saat geç kalır

Araplar        1 hafta geç kalır

Bunun sebebi bizlerin ve arapların çok rahat yaşamaları ve hayatı geldiği gibi yaşamalarından ibarettir. Avrupa insanının monoton ve robotlaşmış hayat yaşadığı için olsa gerek. Herkes kendi hayatını yaşadığı için sorumlusuda kendisidir, onun için almanlar her kuruma yolladığı mektup veya önemli kağıtların her zaman fotokopisini çeker ve 10 yıl saklar. Çünkü kanunlar vatandaş için 10 seneden gerisini aramaz.

Velhasıl, verdiğiniz sözü tutun ve gideceğiniz yere 1 saat önce yola çıkın

kahramanca 06/2019



1980 yıllarına kadar yapılan aşılar

Yarım yüzyıl Türkiye de okullarda zorunlu olarak yapılan çiçek aşısı, difteri aşısı, kızamık aşısı vb arka planı neydi? Anne - babanın izni olmadan zorunlu olarak ilkokullarda yapılan bu aşıların izleri halen her Türk vatandaşın sağ kolunda mevcuttur. Peki, o zamanlar avrupalılar aşı olmadımı? Neden onların kolunda bu izler yok? İkinci Dünya savaşından sonra Türkiye ye yardım amaçlı bu aşılar satıldı ve herkese uygulandı. Otizm hastalığı, kısırlık, felç çoğaldı hatta Türklerin son yüzyılda boyları kısaldı. İspat olarak bir müzeye gidin ve Osmanlının giydikleri elbiselere, kılıç kalkanlara bir bakın... yerinden kalkmıyor!

Hatta daha ileri gidersek... Müslümanlar ve yahudi erkekler sünnetlidir, Türk Müslümanların farkı ise sünnetli artı kolunda aşısı vardır. Olasılı bir savaş esnasında bizi ayırt etmek çok kolay olacaktır.

Velhasıl, eşek alçak olursa sırtına binen çok olur

kahramanca 05/19


Devlet düzeni nasıl yürür?

Düşününki bir devlette hiç bir suç işlenmiyor! Dolandırıcılık, sahtekarlık, kalpazanlaık, kaçakcılık, cinayet, dövüş-kavga, tecavüz, hırsızlık gibi suçlar hiç işlenmiyor. 

1, bu Dünya o zaman Cennet olurdu. 

2, hakim, avukat, asker, polis lere gerek olmazdı ve onca insan işsiz kalırdı. 

3. Devletler, piyasada bu gibi yasadışı işlerden  milyonlarca dolarlar çeviriyor ve gelirleri çok aşağılarda olan insanlar hayatlarını bu düzenden temin ediyor zira devlet o insanlara bakması gerek. Gelişmemiş ülkelerde bu insanların sayısı aşırı çok olmasından dolayı tabiki hafiften göz yumuluyor.

Velhasıl, yoxa bu Dünyanın heyacanı meyacanı olmazdı

kahramanca 03/19


Saatler fotoğraflarda neden 10 a 10 geçer?

Dikkatinizi çektiyse, katalog ve Internet sayfalarında satışa sunulan saatlerin göstergesi daima 10 a 10 geçer. Bunun sebebi ise reklam şirketlerinin kurnazlığıdır. 10 a 10 geçen saatin akrep ve yelkovanı ''smily'' gülen yüz ve ''victory'' zafer işaretini anımsatır. Bu durum müşteriye daha sıcak ve Samimi gelir, aynı zamanda satın almasına sebep olur. Bu yeni bir şey değildir zira 50-60 yıldan beride uygulanır.

hakkaten, partlıcan kaç lira idi?

kahramanca0219

 

Yeni bir hastalık çıkması muhtemelen çok yakın

Bildiğiniz gibi yıllardan beri yeni yeni hastalıklar çıkar. SARS, Ebola, Deli dana, Kuş gribi ve başka grip çeşitleri her yıl medyada Boy gösterir. Bunun sebebi nedir, iç düşündünüzmü?

Birinci - ikinci aylarda ve yaz sezonlarında medyanın haber yapma sıkıntısı çeker... Bu bizlerde (TR Medyası) haberlerde ve gazetelerde: Tayvan da bir Pandanın doğum yapması, Dometese - Bibere zam gelmesi, Mobese Trafik kazaları, Tecavüz vakaları, Düğünde silah atılması gibi, bizleri hiç ilgilendirmeyen ve ilgilendirmemesi gereken haberlerle doldurulur.

Bu Avrupa da: yok Uzaydan göktaşı gelecekmiş, vay 2019 çok sıcak olacakmış, yok 70 yıl sonra kuraklık olacakmış falan filan... ve Hastalıklar!

Bu işten vatandaştan hariç herkes karlı çıkıyor! Medya, ilaç sektörü, Endüstüri vs.

Velhasıl, gelecek ay yeni bir hastalık çıkmazsa hiç şaşmayın

Kahramanca12/2018 

 

 

Kimler yüxek sesle konuşur?

Genellikle Asya ve Afrika kökenli insamlar kendi aralarında konuşurken çok sesli veya neredeyse bağırarak konuşurlar. Gelişmemiş ve gelişmekte olan Ükelerde trafiğin ve çevrenin çok gürültülü olduğundan çok sesli konuşmak mecburiyetinde kalmışlar. Bu insanların Hayat mücadeleleride çok zor. Demek bayanların kendilerini savunmaları için erkek gibi davranmaları gerekiyorki seslerinde bile bir bayan cazibesi yok! Ayrıca sırayla konuşmak varken hepsi bir arada konuşurlar. Yüxek sesle konuşan kendini ön plana atıp kendini haklı gösterme çabasındadır. Bazı dillerde Ç, H, K, P, R, T  gibi sert harflerin kelimelerde çok olmasıda etkisi olabilir.

Velhasıl insanlar, nazikçe konuşa konuşa anlaşır.

kahramanca 092018

 

Akıllı Aletler

Son zamanlarda Türk diline katılan, bazı aletlere, sözde ''akıllı'' olarak verilen adların yanlış anlaşılmadan kaynaklandığını dile getirmek istiyorum. Mesela:

Akıllı Telefon - Akıllı civata - Akıllı Buzdolabı - Akıllı ev falan filan....

Yabancı dilden gelen ''İntelligent veya İntelligenz kelimesinin türkçe lügat karşılığıdır ama akıllı manasına gelmez. Burada maxat o aletin ''hünerli'' veya çok ''işyevli'' olduğunu tanıtır yani bir zaman biriminde bir kaç birimlik iş yaptığını anlatır. Alet ''Akıllı'' olsa kendi düşünüp kendisi karar vermesi gerekir ama başaramayacağı için ''deli'' olmadığı gibi akıllı olmasınında mümkünatı yoktur.

Velhasıl, ''akıllı''lık insanlara mahsusdur...

kahramanca 092018

 

 

Köşeli Hayat

Dünya aleminde ne bir köşeli meyve ne bir sebze nede bir yaratık vardir. Insanin anatomisinde bile bir kemik dahi köşeli deģildir. Hatta evrendekiler bile köşeli değil.
Bizim hayatımízda çoğu şey köşeli... evler, caddeler, eşyalar, harfler her şey köşeli...
Bu işte bir iş var gibime geliyor
...anladınmı...

 

 

Mutluluk nedir?

Mutluluk, ne alınır nede satılır, mutluluk yaşanır ve sadece Sizin aile içindeki değerinizdir.

1. Versiyon: Düşünün, İşten geldiniz. Cebinizde evinizin anahtarı olduğu halde, arabanızın sesini duyupta sizden önce evin fertlerinin kapıyı size açması mutluluğun doruk noktasıdır! Çok nadir olduğundan hadi bunu geçelim... 

2. Versiyon: Evinizin kapısını kendiniz açtınız ve eve girdiğinizde yemeğiniz - çayınız hazırsa ve size bu gününüzün nasıl geçtiğini soran samimi birileri varsa, o zaman sizden daha mutlu insan yoktur. Yemeğin tadıda olmasa, tuzuda olmasa verilen emeğin ve değerin  karşılığı olarak sizde ne yorgunluk kalır nede gerginlik.

3. Versiyon: İşten geldiniz evin kapısını açtınız, içeri girdiniz, kimseden tık yok, herkes telefonu ile meşgul! Allah tan yemeğinizin buz dolabında olduğunu öğrendiniz. Bu durumda size olan sevgi ve sagının olmadığını ve siz ''gelmesenizde olurdu'' mesajını almış olursunuz. Artık kendi çamaşırlarınızı kendiniz yıkasanızda olur...

Mutluluk insanı dinç ve genç tutar, bu Dünya da yaşamanızın bir katma değeri olduğunu ve sizinde bu Dünya da bir yer kapladığınızı hisedersiniz.

Evinde değer verilmeyen insanlara kuruluşlar, örgütler. teşkilatlar, ve guplar sahip çıkar, onların arasında bir ''abi, bey, efendi, hoca, baba, usta'' ünvanını alırlar. mutluluğun ve kurtuluşun onların arsında olduğunu zannederler.

Velhasıl, mutluluk herkesin içindedir ve dışarı yansıtılırsa mutluluk ''Mutluluk'' olur.

Kahramanca07/18

 

 

Trafikte Döner kavşak

Döner kavşak trafikte ilk defa Hollanda lılar tarafından uygulamaya geçmiştir ve maxat elektrik enerji tasarrufu, tabela tasarrufu ve trafiğin akıcı hale getirmekti. Sonra bu Avrupanın bir çok yerlerinde uygulanmaya başladı. Bu kavşaklarda kural "Kavşakta dönenin yol hakkı var" yani siz nereden kavşağa girerseniz girin içerde dönen vasıtaya yol vermeniz veya beklemeniz gerekir. Buralarda ne Trafik lambası nede Trafik tabelaları olmadığından ehliyeti olan bu kuralı bilir.

Türkiye ye gittiğimizde buralarda çok büyük sorunlar yaşamaktayız ve her seferindede kaza esnasında haksız hale düşüyoruz. Herkes bu Trafik kuralını ihlal ediyor ve kazalar oluyor. Burada vatandaşın suç yok çünkü ona ehliyeti veren yasa ona o kanunu öğretmeden oraya o kavşağı dikmiş. Hatta bazı Döner kavşaklarda trafik lambası bile var ve lambaların periyodik düzenide mantıksız.

Velhasıl, yerli arabamızı üretmeden bu konuya bir ayar çexek fena olmaz diyorum.

kahramanca2018/6

 

 

 

Ramazan bayramı Şeker Bayaramı olmuştu

Bazılarınız bilirler, 1980 i yıllarda Ramazan bayramına "Şeker bayramı" denirdi. Ramazan bayramında çocukları sevindirmek için şeker dağıtmak güzel bir adet ama onun için Şeker bayramı olarak adını değiştirmek çok yanlış bir uygulamadır. Hatta bizim bayramımıza Almanlar yanlış tercümeden dolayı "Zuckerfest" yani "Toz şekeri bayrami" derlerdi... Demekki onlara öyle aktarıldı!

Müslümanlar ramazan bayramlarına sahip çıktı ve bu uygulama geldiği gibi ortadan kayboldu. Hatta o zamanlar Allahın cc selamını kaldırmak için öğleden sonra "Tünaydın" kelimesini okullarda zorunlu tutmuşlardı ama başaramadılar. Sinek küçüktür ama mide bulandırır.

Velhasıl, bazı incelikler detaylarda saklıdır.

kahramanca07/2018

 

 

Matematik kuralları

Facebook ta sıkça sunulan basit matematik hesapları önümüze çıkar. Yüzde 99 u bu hesapları yanlış yapar! Bu hesaplar her millete sunulur ve o insanların ne kadar zekalı oldukları tespit edilir. Siz ne kadar biz akıllı ve zeki insanlarız desenizde bu sorulara cevap yazdığınızda her şeyiniz ortaya çıkmış oluyor. Genelde İlkokulun son sınıfında bu matematik kuralını her cocuk bilyor... örneğin:

2+3x4= ?  

Şimdi diyeceksinizki basit bir hesap! Sonuç:  20  çünkü akıllı davranıpta basit hesap makinesi ile veya cep telefonunuzu dik tutupta hesaplarsanız bu sonuç çıkar ama logaritmuslu hesap makinesi veya cep telefonunuzu yan tutarsanız 14 çıkar.

Doğru cevap 14

Nedeni ise matematik kuralına göre bölme-çarpma artı-exi den önce işlem görür.

Velhasıl, bu gibi sorulara hiç cevap yazmayın daha iyi.

kahramanca 08/2018

 

 

Modern Kölelik nedir?

Modern kölelik, gelişmiş ülkelerin gelişmekte ve gelişmemiş olan ülkelerin üzerinde uygulanan siyasi bir uygulamadır. Bu zamanda "Kölelik" mi olur demeyin ama insanlara farkında olmadan köle muamelesi uygulanıyor. Öneğin: Mexika da daha düne kadar Vosvos ve T1 Transporter üretiliyordu ama Alman meşkalli marka kendi insanına T5 modelini sunuyor. Türkiye de 2002 yılına kadar üretilen Toros arabasını Fransız lar 1977 de üretimden kaldırmıştı ve üstelik bu arabanın sıfırının bile TÜV den geçmesi bir mucizedir!

Dünya da en fazla üretilen arabanın MURAT 124 (esas adi Fiat 124) olduğunu biliyormuydunuz? Tam 80 ülkede ayrı ayrı isimler altında üretilmiş ve halen bu arabalar kullanılmakta. Bu ülkelerin hepsi fakir ülkeler! Peki bu arabalar çok iyide neden gelişmiş üklelerde hiç satılmamış? Üstelik öyle dalga geçmişlerki "Daha katalogdayken paslanan araba" ünvanını vermişler.

Türkiye nin vergi uygulamasına göre firmaların araba ürettiğini biliyormusunuz? Alt segmentte olan bir arabayı 4 kapılı yapıp bagajınıda uzatıp yeni bir isim altında satılıyor ve herkes memnun!

Avrupa da tiner bazlı boyalar tabiata zararlı olduğu için üretilmiyor ve satışıda yasak ama bu firmalar üretime devam ediyor ve bir firmanın kendi sitesinde bile görünmeyen bu ürünler Türkiye ye satılıyor...yine herkes memnun.

Aslında konu çok büyük... asbestli balata, klima gazı, yapıştırıcı, motor yağı, ampül, çakmak vs vs düzene sokulacak daha çok iş var,  

Velhasıl, Alan memnun veren memnun, nokta

 

 

Türkler ve altın takılar

Bizlerde, evlatlarını evlendirenler, kız olsun erkek olsun altın takılar adetten dolayı mecburiyet haline gelmiştir. Bu durum Asya ve Afrika ülkelerindede aynı durumdur. Altın fiyatlarının çıkmasıda bizlere ayrıca zarar vermektedir.

Peki, Altın piyasası Avrupalı ların elinde olduğu halde neden altına değer vermezler? Biz onlardan dahamı akıllıyız? Yeni evlenenlere altın takacağımıza para olarak versek olmazmı?

Takılan altınların kimseye faydası yoktur, hatta sahibine bile! Hepsi yastık altında veya banka kasasında beklemektedir. Bu durumda yeni altın ihtiyacı doğmaktadır ve yine altın kartelleri kazanmaktadır.

Velhasıl, her ana-baba hayatının 3/1 nı boşuboşuna altına yatırmaktadır. 

kahramanca 05/2018

 

 

Otomobiller çok  antika bir alet

Bence otomobil çok antika bir alet!

Geriye baktığımızda, 100 yıldan beri otomobillerin tipleri ve teknik aksamları hiç değişmedi. Motor, şazıman, aks v.s. Daha halen dört tekerlek üzerinde gitmekte. Teknoloji ne kadarda ilerlese, mekanik aksam çok ve şöför olmadan hic bir işe yaramaz!

Şu son 10 yıl içinde bilgisayarlar çok yol katletti. Her yıl iki misli hızlanmakta, bir cep telefonun yapamadığı yok,  dijital fotoğraf makinesi bir yılda demode oluyor... İternet aracılığı ile Dünya’ nın bir ucuna ulaşabiliyorsunuz hatta aynı anda konuşabiliyorsunuzda. Bunca teknoloji varken bizim otomobil biz olmadan kendi başını sokacak bir park yeri bile bulamıyor. 20 yıl evvel 100km de 8 Liter benzin tüketiyordu ve şimdide aşağı yukarı aynı! Bu asırda arabanıza ''şurdan bir paket sigara kap gel'' dediğimizde hemen o komutu uygulaması lazım,

Sizce bir otomobilin bu asırda uçması gerekmezmi?

Velhasıl. biz birileri tarafından uyutuluyoruz

kahramanca2013

 

 

 

 ''Sıfır'' ın Dünya daki etkisi

 

Bence insanoğlunun en büyük buluşlarından biri, rakamlardan "0" sıfırdır.

1200 yıldan beri kullandığımız Rakamların Arablar tarfından keşfedildiğini biliyormuydunuz?   

Müslümanların o tarihlerde Astronomi ile içiçe olduklarından, şimdi kullandığımız rakamları keşfetmişlerdir. Hiç bir okul kitablarında yer verilmeyen bu buluş, şimdiki teknolojiyi ne kadar etkilediğini tahmin edemessiniz.

Avrupalılar rakamlarla tam 400 yıl sonra tanıştılar (MS 1200).

Matematiği roma rakamlarıyla yapan avrupalılar, büyük sayıları yazmakta ve hesap yapmakta zorluklarla karşılaşınca ister istemez hayatlarına girmişti. Roma rakamlarinda üstelik ‚"sıfır" da yoktu! Almanlar sayıları sağdan sola doğru okumalarının sebebi ise arabcanın bu şekil okunmasından ibaredtir,

Bilindiği gibi Bilgisayar dili ‚"0 ve 1" dir, Var-Yok. açık-kapalı veya evet-hayır gibi,,, BİT veya Byte buradan gelmetedir,

Şu yaşadığımız dijital hayatta bit-lenmişiz haberimiz yok!

Velhasıl. sıfır ve arkadaşları ellerinizden öper

kahramanca2010

 

 

Halen ayıp sayılan durumlar;

Türkler için bize özel durumlar vardırki, başka insanlar içinde  yapmak ayıptır

》"çüş" demek
》"oha" demek
》"lan" demel
》"benim garı..." hitabi...
》uluorta esnemek
》burun karıştırmak
》osurmak
》sutyenden para çıkarmak
》sandalyeye tersine oturmak

Velhasıl. bunları yapamazsanız ilk 3 maddeyi bari çocuklarınıza tembih edin.

kahramanca2017


Dünya gittikçe hafifleşiyor

Bu gün insanların çoğalması, büyük büyük binaların inşaa edilmesi Dünya yı ağırlaştırmaz. Çünkü yoktan var edilmez ve her şey bir şekilde devir daim eder. Örneğin bir ağaç besini topraktan alır, büyür, çürür ve yine toprağa döner. Bina yapılırken yine topraktan çıkan madenlerden yararlanılarak inşaa edilir ve aynı zamanda Dünya ya yük olmaz.

Evet Dünya rejimdedir!

Diyelim Siz otomobilinize 50 litre benzin doldurdunuz, bu benzin bir süre sonra yanıp gidecek ve yok olacak. Buhar olarak 50 litrenin kaç litresi geri gelir dersiniz? Sobaya attığınız kömürün ne kadarı kül olarak geri çıkıyor? Düşününki, yer altından çıkarılan megatonlarca petrolün ne kadarı Dünya ya geri dönüyor. Demekki Dünya gittikce zayıflıyor ve iklimde değişiyor!

Üstelik Dünya nın hep aynı yerlerinden Petrol çıkarılıyor...

Velhasıl, Dünya nın balans ayarı kaçıyor.

kahramanca2015

 

 

Türkiye de ilkyardim telefonun neden 112?

 

Polis 155 de neden ilkyardim 112? Neden arada bu kadar numara farkı var, hiç düşündünüzmü?
Almanya da polis110, ilkyardım yani ambulans 112. 1970 yıllarından beri gurbette yaşayan vatandaşlar Almanya dan bulup buluşturduğu TÜV ü bitmiş ambulansları satın alıp Türkiye ye vatanına hediye etmişlerdir. O zamanlar ilkyardım 077 idi ve 1992 de Devlet bu ambulansların üstündeki yazıları silmeyi masraflı bulduğu için üstünde öylece bırakmıştır. 90lı yıllarına kadar Almanya da yaşayanlar ''Gurbetçi'' idi, taaki gurbetçimiz hediyeler götüremez oldu, onlarda geçim derdine düştü işte o zaman ''ALMANCI'' oldu. Peki Hollanda da yaşayanlar, Fransa da yaşayanlar?...ne hikmetse maalesef onlarda almancı oldu. O halde Türkiye de yaşayanlarda ''TÜRKÇÜ'' olması gerekmazmi?
Kimbilir o ambulanslar bize ne kadar "ALMANCI" diyen insanların canını kurtarmıştır. Ayrıca bu kelime biz gurbetçiler için bir hakaret niteliği taşır ve kanuncada gereği yapılmasından yanayım.

Ayrıca 112 genelde her Ülkede geçerlidir.


 Velhasıl, "112" Gurbetçinin Türk milletine bıraktığı bir armağandır!

kahramanca2017

 

 

 

Zaman nedir?

Zaman Hareket demektir. Hareket olmasa Hayat olmaz! Bir yıl tam tamına 365 Gün, 5 Saat, 49 Dakika, 12 Saniyedir. Bu Rakamların Tam-Sayı çıkmamasıda  kendi başına ayrı bir konudur.

100-150 yıl evvel, daha uçağın icat dilmediği zamanda, bir insan Türkiye den Mekke ye anca altı ayda gidebiliyormuş. Yani insanların bir yılda yaşadıkları "Zaman" içindeki süre aynı ama faaliyet azmış.
 

Biz bu süreyi bir uçağa bindiğimizde 5 saate düşürdüğümüz gibi aynı anda başka bir memleketle görüntülü telefon görüşmesi, yanımızdaki ile sohbet veya film bile izleyebiliyoruz. Biz Evren in en iyi zamanını yaşıyoruz diyebiliriz... Tren. Uçak. Araba. cep telefonu. Bilgisayar. gibi teknolojiyi bire bir yaşıyoruz, Geçmiş devirlerde insanlar belki sadece bir ''buluş'' u  yaşayabiliyorlardı. Bir insanın ömrünü Dünya nın geçmişine kıyas tuttuğumuzda anca çölde bir kum tanesi kadar anca eder.

Konuşma esnasında bile zamanımız o kadar kısıtlıki bazı kelime ve cümleleri kısaltılmış halde kullanıyoruz, AVM, EKG, MR, ATM, ÖSS, ÖYS, DGM vs vs.

Teknolojinin ilerlemesi "Zamanı" 1000/1 saniyeye bile böldü ama içimizdeki "Biyolojik Zaman" ı durduramıyoruz! Şimdiki zamanda öyle dolu dolu yaşıyoruzki bize stres bile yapabiliyor.

Velhasıl, bu yoğunluğun ne kadarı "Değer" arz eder?

Kahraman abi

 

 

 

Türk alfabesine ek harfler

Bildiğiniz gibi son zamanlarda bu konu bir kaç kez dile getirildi ve millet ayağa kalktı... Yirmi yıldan beri Internetle tanışığız. İlk önce öğrendigimiz www yani 'World Wide Web'. Bunu yazabilmemiz için çift v (w) kaçinilmaz oldu ve bunun yaninda Q, X de var ama alfabemizde maalesef bunlar eksik. Hatta bu harflerin Türkiye de kullanilmasinin yasak oldugunu biliyormuydunuz ?

Arapçadan gelen veya bizim Latin harflerine kattigimiz ğ, ç, ı, ş harfleri iyi düşünülmüş ama bir kaç tanesi unutulmuş... Devlet erkanı internetin çıkacağını nereden bilsinki?

Bu harflerin ilave edildiğinde

kuvvet - kuwet,

evvel - ewel,

taksi - taxi

eksik - exik

gibi olabilir ve Dünya ya uyum sağlamak için gerekli olduğunu savunuyorum.

Bu gibi exiklikler başka dillerdede vardır, örneğin:

Çin lerde R yoktur ve bu harfi konuşamazlar

Polon ve Rus larda Ö yoktur ve konuşamazlar

Arap larda P yoktur,

Alman larda ı yoktur, aslında gereğide yoktur...

2, konu, Türkçede bazı kelimeler vardırki herkes kendi kafasına göre okur,

Halit = Haalit diye okunur

Hamile = haamile diye okunur

valide = vaalide diye okunur

Bizim bu formatı koyacak harfimiz yok maalesef.

Hatta Ege bölgelerinde "nasip" kelimesi "naaasip" diye söylenir,

Velhasıl, ilerde Alfabemiz 32 harf olmasi gerekir zira fazla mal göz çikarmaz

kahraman abi