Kahraman abi
                                    Velhasıl-ı kelam

Uçak pistten çıktı


01.10.2018 Pazartesi günü Zonguldak tan Düsseldorf a yola çıkacak Germania Uçağı aprondan çıkarken yeni yapılan pistten çimene battı. Yolcular indirilerek başka uçakla Almanya ya gönderildi. Uçak çamurdan bir gün sonra çıkarıldı ve boş olarak Almanya ya yine yola çıktı. Televizyon haberlerinde gösterildiği gibi tehlikeli bir durum yoktu.

 

Okullar açıldı


Almanya da, ilkokula başlayan öğrenciler, birinci gün ilk önce aileleri ile kiliseye gidip papazın yaptığı ayinden sonra okullarına giderler. Bu yüzden biz türklerde çocuklarımızı önce camiye götürüp duaların yaptıktan sonra okullarına götürürüz ve derslerine başlarlar. Bu törene herkes katılır ve çocuklara şeker çikilota gibi hediyeler verilir, onların içinde unutulmaz bir gün olur. Osmanlıda bu adet vardı ve bayram havası gibi kutlanırdı. Bu uygulama Türkiye de şimdi varmı bilmiyorum ama olsada kıyamet kopardı gibime geliyor. 




Muhtemelen TR il Plakaları

Bildiğiniz gibi Türkiye İl Plakaları, Türkiye kuruluğundan beri 67 ile sahipti ve sonraları iller büyüdükçe ilçeler il olmaya başladı. Plakalar numaralarla belli olduğundan sonradan il olanlanlar alfabetik sıraya uymamaya başladı. Avrupa ülkelerinde bu sorun yok çünkü onlar zamanından beri Harfleri tercih etmişler. Bazılarımız Plakaları ezbere aldığından Problem yok ama ya ezbere almayan? Şimdi içinizden ''Bütün işimiz bittide tek bumu kaldı'' diyenler olabilir ama bu olması gerekir ve olacaktırda...

beni demedi demeyin

kahramanca

 

 

Konuşmakla çevreci olunmuyor

Almanya da bitmiş pilleri, aküleri ve yanık yağları mağazalar müşterilerden üçretsiz olarak geri almak mecburiyetinde olduğu gibi bunları belediye çöp toplama yerlerine vermek zorundadır. Hatta pil gibi ürünleri satan mağazalar yazılı olarak atık pilleri geri aldığını ilan etmek zorundadır ve Internet aracılığı ile satarsa sayfasındada açık şekilde beyan etmek mecburiyetindedir.

Başımdan geçen bir olayı anlatmak isterim... bu gün 70-75  yaşlarında bir alman kadın yürüme arabası ile dükkana geldi ve bu pilleri gereken yerlere iade etmemizi rica etti. Bu kadının durumunu bir düşünün, zaten yaşını başını almış, yürüme arabası ile zor yürüyor çöpe atsa ne olur atmasa ne olur ne fark ederdiki? Ama atmamış!  Şu anlayışa bir bakın... aramızdaki farka bakın, biz derelere ve denizlere atıyoruz, Almanlar PED şişelerine depozito uygulayarak problemi çözmüşler. Biz nasıl çözeriz merak ediyorum. 

 

 

Kitap okumak

Bilimsel araştırmalara göre Türklerin kimse başına düşen kitap okuma oranı Avrupa ya göre çok az olduğu tespit edilmiş. Bence burada şaşacak bir şey yok. Vatandaş hangi kitabı okusunki? Yazarlar ya sağcıdır, solcudur, misyonerdir, ateisttir, yada bir din mensubudur, hepsinin kendine göre düşüncesi ve misyonu vardır. Neden başkalarının düşüncelerini okusunki? Hikaye masal öykü desen zaten dayımın hayatı masal, dedesinden ebesinden yeterince masal dinlemştir. Bilim ve Tehnoloji okusa... o kitaplarda tarihte, hayırsever birisi tarafından yabancı dilden tercüme edilmiş aktüel değiller. Üstelik bizde kitabi yazarken kullanılan ne kalemin mürekkebin Normu var, nede o defterin... hatta içine koyacağınız zarfın bile.

Kitap okumak için önce Lisan lazım... Dünya da yayınlanmış kitapları birinci elden ve orijinalini okuyup anlamak gerekirki bizimde bir fikrimiz olsun. Teknolojiyi Bilimi güncel takip edelim.

Yoxa böyle akradan arkadan geliriz ve yediğimiz yemeklerin resmini çekmekle yetiniriz.

Kendi tarihimizi bile yabancıların dilindende okumak gerekirki tek taraflı olamsın. Yüz sene sonra şimdiki tarih nasıl anlatılacak düşünebiliyormusunuz? Evet, kimin kalemi sağlamsa o tarihi belirleyecek!

Okumak iyi olmasına iyide, her dilden okumak daha iyi.

kahramanca07/18

 

 

Pi π    Sayısının tarihi

Pi sayısının tarihi MÖ 250 yıllarına dayanır ve Archimedes tarafından keşfedilmiştir, Pi  π  ayrıca yunan alfabesinin 16 cı harfidir. Kısaca Pi, bir dairenin çevresinin çapına bölünmesiyle çıkar ve günümüzde kısaltılmış olarak matematikte 3,14 dür. Bazı matematikçiler bu sayıyı virgülden sonra 1trilyona kadar hesaplamışlardır.

Şindi şöyle düşünürsek... bu adamların ikibin yıl evvel hiçmi işi gücü yoktu? Can sıkısınamı bu sayıyı aramış? Isak Newton, Da Vinci, Pythagoras, Einstein vs bu insanların derdi neydi? Hatta bizim gibi İnterneti yok, PC si yok, Cep i  yok, Google li yok.... Araba uçak tren yokta yok! Adamların insanlık namına Dünya da bıraktıklarına bir bakın.

Peki SEN ne işle meşgulsün?

Kahramanca07/18

 

 

 

Yıllar Utansın  /  Müslüm Gürses

Bizim gönlümüze hasret düşüren
Şu geçit vermeyen dağlar utansın
Bizi bizden alıp yabancı eden
Şu uzayıp giden yollar utansın

Düşüren kim bu aşkı dillerden dile
İsyan eder oldum şansa kadere
Aynalar yaşlanmış gösterse bile
Yaşanmadan geçen yıllar utansın

Yar yanımda yoksa en büyük hasret
Sevdasız geçecek ömüre hayret
Gönülde açmazsa solacak elbet
Çiçeklerle dolu dağlar utansın

Söz : Levent Bektaş

 

 

Meteliğe kurşun atmak

"METELİKSİZ" zamanımızda "Parasız" , "Fakir" daha doğrusu var olan parasını yemiş bitirmiş, negatif manada kullanılır. Aslında, Osmanlı Devrinde kullanılan para birimi Akçe'nin 100/1 olan gümüş Para idi. O zamanlarda tedavülde olan 5 ve 10 Paralara halk dilinde METELİK denilirdi. Bu paraya adam vuranlar oluyormuşki, ''bir meteliğe kurşun atmak'' buradan gelse gerek. 1840 yıllarında basmaya başlanılan 500 kuruşluk banknotlara KAİME adı veriliyordu. Bu zamanda yeni basılmış kağıt paraya  halen ''kaymak gibi'' yani kaime gibi denir.

Siz siz olun meteliksiz kalmayın.

kahramanca2009

 

 

Müziğin insandaki etkileri

Kelimelerin bittiği zaman, duyguların doruğa erdiğinde, kendinizi anca müzikle izah edersiniz. Şarkıdaki sözler takım elbise gibi üstünüze oturur, sanki sizin için yazılmıştır ve sadece size özel okunur. İstersinizki, her kes duysun,her kes o şarkıyı dinlesin, haykırırcasına içinizdekileri, boşalmak istersiniz... Bir Müzik türü seçerek kendinize ayrı bir Dünya kurarsınız. Şarkıyı söyleyenin endamı sizin için bir İdol olur.

Bazen kendinizi yapalanız hissedersiniz, karanlık bir boşlukta efkar dolu... işte o an devreye müzik girer, Çalışırken, gezerken içinizden türküler mırıldanırsınız. Her derde deva yani... Müzik ayrıca insanın karekterini ve eğitim seviyesinide belirler

Bazen kapı gıcırtısı bile müzik gibi gelir bize ama müzik deyip geçmemek lazım.

kahramanca2013

 


Aşk nedir?

Aşk?
Aşk
Bir çiçeği sulamaya benzer
Yapraklarına düşen damla gibidir.
Sonra buharlaşan su gibidir.
Toprağın hararetli hali
İnsanı içine çeker, bitirir
Öyle bir şey işte...

Aşk!
Günler daha yavaş geçer
Dakikalar uzayıp gider ya hani
Gözünüz başka şey görmez
Uykunuz bile gelmez
Delikanlı misali
Öyle bir şey işte...
Aşk yani.
 

 

kahramanca şiir2010



 

 Yağmurda ıslandım bu gün

Yağmurda ıslandim bu gün, hemde sırıl sıklam.
Nisan a daha bir hafta var. İnce ince yağmur yağıyor, üstümde sadece bir gömlek var, ellerim cebimde ve eve doğru yol alıyorum. Hava soğuk olsa gerekki herkesin üstünde kalın çeket ellerinde şemsiye  oraya buraya koşuşturuyorlar. Bense daha gömleğimi açsamda havadaki oksijenin hepsini içime çeksem diyorum. Içim yanıyor sanki... aheste aheste adımlarla ilerliyorum. Içimden kendime "InşaAllah bu yağmur dinmez" diyorum. Yağmur suyu tenime kadar değdi, içime hos bir titremek, üsümek, yalnızlık... anlatmasi zor bir his işte... Saçlarımdan akan su taneleri yüzümden asağı dogru sıralandılar, kirpiklerimin nemi gözüme batiyor, ellerimi cebimden çıkarıp silmeyi bile canım istemiyor. Bir ara durdum. Yukarı doğru kafamı kaldırdım, içimden bir ses "Ya bu yagmur dinerse bir an?..." Yok yok dinmez, kesin dinmez....
Yıllar geçsede, kimin içindeki yagmur dinerki?
Yağmurda ıslandim bu gün...
Sadece ıslandım
Evet islandim...


kahramanca2010

 

 

Güneşin Batışı 

Vakit akşamüstü.
Güneşin ışınları doruktan yüzüme doğru vuruyor. Sanki bu akşam bir başka...  Yakıcı kavurucu sıcaklığını bir kenara atmışda bana bir şeyler anlatıyor adeta. Kırmzı ve masum duruşu elvada der gibi sanki... Hava arasıra hafif hafif serin esiyor, onunda bir diyeceği var gibi... Gözüm kamaşıncaya kadar baktım, baktım durdum, dizlerime bir ağırlık çöktü... Yaşlı bir ağacın altına, bir taşın üstüne otorup seyrettim. Güneşin bu kadar güzelliğini hiç görmemiştim yada ben farkına varmadım, yok yok bu akşam bir bambaşka.
Dakikalar geçtikçe dulunmaya başladı...hanı, batti batacak. Gölgesine  oturduğum ağaçtan döne döne bir yaprak düştü, kurumuştu, demekki daha fazla dalına tutunamadı ve düştü... Demekki onunda zamanı gelmiş. Zaman demişken bu manzara bitmeden kalkayim buradan, dayanamam ben bu güzelliğin bitişine.
Doğuşunu beklerim yarın sabaha...
Sabah ola hayrola...

kahramanca 2011